Wednesday, 28 October 2009

Ne olursa olsun biseyler okusun...


Dedigim cok dogru.Simdi universitede katildigim her dersin ardindan bunu tartisiyoruz.Cocuklar icin okumanin ne kadar onemli oldugunu.Kitap okumak ya da herhangi bir yazili metni cocuklarinizin ozellikle gozunun onunde okumaniz o kadar onemliki.Ornegin,tabelalari yuksek ses ile okuyun, gazeteyi, yolda elinize tutusturulan bir brosuru,alisveris listenizi.Siz malzemeyi dert etmeyin ama mutlaka cocugunuzun gozu onunde okuyun.

Sizi goren cocugunuz,harflere,kelimelere,okumaya,anlamaya,anlatmaya merak saricak.Sagdan mi sola dogru, yoksa soldan saga mi dogru okundugunu dahi 2 yasina geldiginde fark etmis oluyorlar.Soyle bir dusununce,bu kadar onemli bir detayi; kendilerini bile daha dogru durust ifade edemedikleri bir yasta ogrenmeleri ne kadar dusundurucu degil mi?

Okumayi iyi bilen bir cocuk; problem cozme yetenegini gelistirmekle kalmiyor,anlama yetenegide gelistirmis oluyor.Bu neden onemli?Cunku okulda matematik dersinde dahi basarili olabilmesi icin okudugunu anlamasi sart...Bunda zaten acik olmayan bir yan yok sanirim.

Ben gecenlerde kizima kitap okumak istedim ancak bana odasini isaret ederek,uyurken okuyacagimizi soyledi.Bu beni dusundurdu acikcasi.Demek ki farkinda olmadan,kitap okumayi sadece o zaman araligina kistirmisiz.Onun disinda,elimdeki herhangi bir yazili ve resimli materyale ilgi duyup,eline alip incelemesine ragmen,kitap okumayi uyku oncesi bir aktivite olarak ogretmisiz.Bunun hic farkinda degildik.Simdi panige kapilmadan,usul usul gun icerisinde hem kitap hem de baska yazili metinleri okumaya calisiyoruz.Bunu yaparken de,mutlaka parmagimiz ile kelimeleri takip ediyoruz.Sila`nin o kagit uzerindeki tuhaf sembollerin ileride kendisi tarafindan cozulmeyi bekleyen sifreler oldugunu bilsin diye.

resim buradan alintidir.

Monday, 12 October 2009

Vicdan azabi ile yola devam ...

Uzun suredir bloguma ne yazacagimi dusunuyorum.Kizimla gecirdigim zaman azalmaya baslayinca,beraber gecirdigimiz zamanlar daha da deger kazandi.Ancak uzun suredir hep evde vaktimi geciriyor olmam,ders calismayi,arastirmayi,yeniden kendim ile ilgili seyler ile ugrasmayi ne kadar ozledigimi fark etmemi sagladi.Tekrar kendim oldum.Buna da ihtiyacim vardi.Yani Sila`nin annesi sapkami cikarip,gunde birkac saatligine de olsa `kendi` sapkami takmam iyi bir duyguymus. Vicdan azabimi cekmeliyim boyle dusundugum icin,yoksa dar agacinda sallandirilmali miyim?Yoksa,kimsenin bana birsey soylemesini beklemeden;
-Artik sira sana gelmisti,biraz da yatirimini (vakit olsun,kaynak olsun,maddi olsun)kendine yapmalisin mi demeliyim.

Dikkat ettiniz mi,son iki yazimda da benzer seylerden bahsediyorum.Bir anne olarak,hayata kaldigin yerden devam etmek `herkes` tarafindan vicdan muhasebesine dokuluyor.Oysaki bir babadan zaten cocugunu birakip,ise gitmesi bekleniyor.Bir baba degilim,onlarin nasil bir dusunce dongusunden gectigini de bilmiyorum her sabah islerine giderken,ama ben neden cantama kitaplarim yanina `vicdan azabini`da koyup hergun evden cikiyorum bilmiyorum.

Dun yasadigim bir olay da boyle hissetmemi korukledi dogrusu.Pazar gunleri,ne temizlik yaparim,ne yemek (sansliyim esim yapiyor:)) ne de ders calisiyorum.Tamamen dinlenmeye ve aileme ayiririm bu zamani.Benim icin eglenmek de Pazar gunleri ancak mumkun.Izlemekten buyuk keyif aldigim bir televizyon programini hem izliyordum hem de kizimla ilgileniyordum.Bu bahsettigim program sadece Pazar gunleri yayinlaniyor.Esim bile nereye gideceksek,benim programima gore ayarlar eve donmeyi.Buraya kadar hersey iyi hos.Sanirim hem ben evde annemin de olmasini firsat bilerek ve kizimda ayni seyleri dusunuyor olmasindan olsa gerek,programi izlerken kizim surekli daha fazla ilgi istedi benden.Onun evde ucuncu birinin varligindan cesaret alarak bana naz,kapris yaptigini biliyorum.Bilirsiniz iste,cocuklar baskalarinin onunde baska bir huylu olurlar...Bende annem nasil olsa burada,ikimizde Sila`yi oyalariz diye iyice rahatlamistim sanirim...

Kizim artik simariklik yapmaya baslayinca onu uyardim ama annem de arka planda kizima sunu soyledi:

-Soylesene annecegim,senin televizyonunda benim,programinda...

Ben simdi bu lafin hala tesirindeyim.Annemin yaninda olmasinin sagladigi guven duygusunu anlatamam ve ne kadar minettar oldugumuzu ancak hmmm demek ki annem bile geldiginden beri benim hic nefes almadan taktigim sapkalarin bana getirdigi sorumluluklari,bazen ayni anda birkac sapka takmak zorunda kaldigimi ve bunun beni ne kadar yordugunu anlamamis.Peki neden?

Cunku kendi de anneligi,sadece cocugun icin yasamak olarak gormus...Senin sana ait bir hayatin olamaz...Peki ben nasil hissettim o lafin uzerine?
Vicdan azabi...Cunku ben anneyim...Babasi veya genel anlamda tum babalar mac izleyebilir.Adam butun hafta calisiyor...Ama anneler!!!Bak aklimdan bile gecirince vicdan azabi cekiyorum.Nasil benim hosuma giden ve beni tekrar sarj edecek bir kacamagim olabilir ki?Dogurmasaydim o halde cocugumu,degil mi?Anne isem, eglence neyime...

Benim de anlamadigim;cocuklarimizi biz kadinlar yetistiriyorken,neden kendimizi her anlamda gelistirmek ve bunun icine eglenceyi de katmak suc olsun ki?Hala kimsenin anlamadigi bir detay,kadinlarin akilli,caliskan,verimli,hayat dolu olmasi hatta ve hatta hayatin ta kendisi olmasi cocuklarimizi ancak iyi yapar.Kimseye bir zararimiz yok merak etmesinler diye soyluyorum...

Wednesday, 7 October 2009

Havalar Sogudu Iyice


Sizin oralari bilmem ama bizim buralarda kis ve soguk hava kendini hissetimeye basladi.Herzaman dedigim gibi,kizimi serin havalarda da disariya cikarmaya ve temiz hava almasina dikkat ediyorum.Ancak hastaligi asil kapali ortamlarda,baskalarindan kapiyoruz.Bunu onliyebilecek gucum yok ama en azindan kizimin dogru beslenmesini saglarsam,mikroplar ile daha iyi savasabiliriz.Zaten saglikli beslenmenin kime ne zarari var?:)

Anabel`in sayfasinda rastlamistim bu bilgilere.Uzun bir suredir de havalarin sogumasini ve zaten hepimizin bildigi bu bilgileri yeniden hatirlatmayi bekliyordum.

Kis aylarinda sunlari yedirmeye calisalim:

1.Cocugunuza kirmizi eti yaninda yesil yaprakli sebzeler ve tam bugdayli ekmek ile tukettirebilrseniz,sebzelerde bulunan demir oraninin emzinimi uc katina cikmakta ve daha uzun sure vucudumuzda epo edilmesini saglamakta.

2.A vitamini yagli balik,ciger(ben hayvanin tum hastaliklarinin organlarinda oldugunu dusunenlerdenim.Bu yuzden cok tuketilmesinden yana degilim ama arada sirada tuketilince,faydasinin olabilecegini dusunuyorum),sut,peynir,tereyag(halis mulis:))yumurta sarisi;burun, bogaz ve cigerlerdeki hastaliklari onlemede faydali.

3.Hepimizin de bildigi gibi portakal,sari kabuklu tum meyvalar ve sebzelerin tumu yuksek oranlarda beta-karoten denilen maddeyi icermekte. Bu madde ozellikle bagisiklik sistemimizin guclendirilmesinde onemli.Havuc,kayisi ve kabagi da bu gruba ekleyebiliriz.Bu sebzelerden yapilan yemekler,corbalar kisin keyifle tuketilebilinir.

4. Somon ve diger yagli baliklar yagli asit ihtiva ederler. Bu da beyinin ve bagisiklik sisteminin iyi calismasina sebep olur. Somon gibi baliklar,haftada en az bir defa tuketilmesi ideal.

5.Brokolinin super yiyecek oldugunu bilmeyen yoktur herhalde.Oyleyse onu da icerdigi vitamin C,beta-karoten,demir,potasyum,folic asit ve kanser onleyici ozellikleri hatrina bol bol tuketelim.

6.Bezelye de diger bir super yiyecek.Iceresinde A ve C vitaminlerinin yanisa sira, folik asitte bulunmakta.

Simdi is dogal meyva ve sebze bulmaya kaldi:)